Bilindiği üzere, bugünkü anlamıyla mühendislik, Birinci Sanayi Devrimi’nin bir ürünü.
Bilimler henüz birer sistem halinde değilken ve her şey bir tür yap-boz kıvamında ilerlerken insanlığın en görkemli yaratıları -Büyük Piramit’ten Roma köprülerine, Akropolis’den Mohenjo Daro’ya- birer mühendislik ürünü olarak ortaya çıktılar. Mühendislik emeği ve kurgusu uygarlığın temeliydi. Mühendis hem amatör hem de profesyoneldi; yazılı kurallar ve belirli bir sistematik içinde aktarılan bilgi dağarcığının azlığı onu hem yaratıcı hem de maceraperest kılıyordu. (5)
Birinci Sanayi Devrimi sonrası neredeyse teknik ile eş anlamlı olarak algılanan “makina” kelimesi ise Aristoteles’e göre ise, “machinato” yani Yunanca’dan türetildiği üzere “hileli bir araç” anlamındadır. O halde teknikle mekaniğin görevlerinde ortaya çıkan çelişkilerin çözümü yoluyla “doğanın aldatılması” ve güçlüklerin aşılması söz konusuydu. (7)
İktisatçıların deyimiyle, mühendisler bir tür kıtlık rantı üzerinde hükmediyordu; sayısı az ve bulunması zor idi. Mühendisliğin ayrıcalığını koruma güdüsünün bir tür kıtlık rantını muhafaza etme güdüsü ile kol kola yürümesi mühendislik emeği için değişmeyecek bir yazgı olacaktı. Özgür ve yaratıcı; hayalperest ve pervasız; akışkan ve kalıcı; mühendis-usta bunların hepsine vakıf idi.(5)
Bu hükümranlık kapitalizm ile bitti. Sermaye birikimi her türden üretimi bireylerin özgür kurgularına ve disiplinsiz yaratım güçlerine bırakılmayacak kadar örgütlü ve sistemli bir hale getirdi. Sermaye birikimi, mühendis emeğinin kapitalist emek süreci içinde şekillenmesini gerektiriyordu. Bu, «alaylı, gezgin ve maceraperest» mühendisin de sonuydu.(5)
Bu bağlamda ilk çağdaş mühendisler, İngiliz zenaatkar, yarı-zenaatkar işçi sınıfının çocuklarıydı.
Doğaya egemen olma ve doğayı değiştirme esası üzerine şekillenen ve sermayenin güdümünde işleyen teknoloji kavramı ile geldiğimiz noktada insanlık:
- Ekolojik dengeyi bozdu, yaşadığımız salgın bunun en tipik örneklerinden bir tanesi,
- Gıda ve su da dahil olmak üzere kaynaklarımızı sorumsuzca tüketti,
- Yukarıdakilere bağlı olarak toplumsal yapıyı ve dengeyi bozdu, savaşlar ve periyodik küresek krizler artık hayatımızın doğal bir parçası oldu.
Kurumsal iktisat ekolünün kurucusu ve “teknoloji” kavramına ciddi kafa yoran ve mühendisleri sanayinin “faal sınıfı” olarak tanımlayan, Amerikalı iktisatçı Thorstein Veblen (1857-1929) modern teknolojinin, birbiriyle çelişkili iki eğilimi içerdiğini söyler:
- mevcut bilgiler ışığında herhangi bir sorunun çözümüne yönelik olarak önerilebilecek yanıtlar arasından zorunlu bir seçim yaparak, çözüm tartışmalarını sonlama arayışı.
- mevcut yanıtın doğruluğunu temellendiren bilgiyi sorgulayıp onu aşarak, yeni bir yanıt oluşturabilmeyi mümkün kılacak yeni bilgiyi üretme eğilimi.
Modern bakış açısının birinci eğilimi olan çözüm arayışlarını sonlama girişimi, etkinliklerin sürdürülebilmesi için meşru bir zemin hazırlamakta fakat aynı zamanda yeni bilgiyi üretmeyi amaçlayan ikinci temel eğilimin önünde de engel oluşturmaktadır. (4)
Veblen’in çelişkisini “geleneksel ve kolay teknolojik bilgi” ve “yeni teknolojik bilgi” çelişkisi olarak özetleyebiliriz. Bu saptama, 1. Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan mühendislerin ana sorunsalına da vurgu yapıyor aslında: Poesis mi? Praksis mi?
Praksis, insanlar arasındaki, insanların etkileşimindeki eylemleri gösteriyor ve daha çok ahlak ile ilgili; dünyayı dönüştüren ve dünyayı değiştirirken insanın kendisinin de dönüştüğü her türlü çalışma demek. Praksis, bir eylemselliktir ve insanın düşünsel-uygulamalı eylemini bir arada kapsar. Poesis, var olmayan bir şeyi meydana getirmek demek. Batı dillerinde şiir, poem, poetry ve şair, poet de aynı kökten geliyor.
Yani tasarıma form vermeyi amaçlayan bir yapma ve üretme işi. Sanatla, el becerisi ile açığa çıkarma. Poesis, üretici-yaratıcı faaliyet iken, praksis fayda ortaya çıkaran faaliyettir.

Poesis mi? Praksis mi? Mühendisler için kapitalist üretimde hep var olacak bir sorudur. Bugün yaşadığımız “sürdürülemezlik halinde” ise bu sorun, daha da yaşamsal bir önem kazanmaktadır. Bu temel sorudan birçok türev sorular da üretebiliriz:
Poesis mi? Praksis mi?
Kalkınma mı? Büyüme mi?
Lineer ekonomi mi? Döngüsel
Ekonomi mi?
Geleneksel ekonomi modeli mi? Düşük karbonlu ekonomi modeli mi?
Fosil yakıtlar ile işleyen bir endüstriyel yapı mı? Yenilenebilir enerji ile işleyen bir endüstriyel yapı mı?
…..
Geldiğimiz nokta itibarı ile artık Veblen’in tasarladığı “yeni teknolojik bilgiyi” bulmak/üretmek ve kullanmak zorundayız. Mevlana’nın dediği gibi:
“Dünle beraber gitti, cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”
Erdal Musluoğlu, ABD Mühendislik Akademisi”nin hazırladığı ‘21. Yüzyılda Mühendisliğin Önündeki Büyük Sorunlar” adlı çalışma esasında 20. Yüzyılın mühendislik başarılarını “elektrifikasyon, otomobil, uçak, su şebekeleri, elektronik, radyo ve televizyon, tarımın makineleşması, bilgisayarlar, telefon, klima ve soğutma, otoyollar, uzay araçları, internet, görüntü işleme, ev araç ve gereçleri, sağlık teknolojileri, petrol ve petrokimya teknolojileri, lazer ve fiberoptik, nükleer teknolojiler, yüksek performanslı malzemeler” olarak özetliyor ve ekliyor:
“Bütün bunların hepsinin 20.yüzyılda gerçekleştiğini, daha önce olmadığını, insanların yaşamını nasıl kökten değiştirdiğini, kolaylaştırdığını ve geliştirdiğini anımsamak bile baş döndürücü değil mi? 21. Yüzyılın mühendislerinin işleri de, bu nedenle hem kolay hem de zor olacak. Kolay, çünkü onlar yapacaklarını bütün yapılanların üzerine inşa edecekler. Zor, çünkü çözülmesi gereken yeni sorunların boyutları ve karmaşıklığı ve acilliği eskilerden çok fazla.
Ancak bu yüzyılın mühendisliğinin en büyük önceliği, insanlığın bir geleceğinin olmasını sağlamak olacaktır! Bilindiği gibi yerküremizin sınırlı kaynakları, miktarı ve gereksinimleri giderek artan dünya nüfusuna yakında yetmeyecektir. Çevrenin ve doğal kaynakların yok edilme sürecinin tersine çevrilmesi ve yeni enerji kaynaklarının bulunması ve kullanılması geleceğimiz için yaşamsal önemdedir.” (1)
Bu bağlamda “insan odaklı” bir kavram olan teknolojiyi yeniden tanımlamak gerekli: Teknoloji artık insanlığın doğaya egemen olma çabası değil, yaşamın devamı ve sürdürülebilirliği için “doğa ile uyumlu yaşamanın yollarını arama” çabası olmalı.
ABD Ulusal Mühendislik Akademisi’nin yukarıda değindiğimiz çalışmasında kısa ve uzun vadeli öncelikler sıralanmış (2):
Nükleer enerjinin ne kadar yenilenebilir ya da sürdürülebilir olduğu ayrı bir tartışma konusu olsa da, teknik önceliklerin tamamının düşük karbonlu teknolojik bir yapılanmayı önerdiği ve öncelediği çok açık.
Öte yandan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın ODTÜ 50. Yıl etkinliklerinde yaptığı sunumda mühendisliğin görünümü ortaya konmuştu (8).
Mühendisliğin görünümü(8)

Bu listeye metalurji-malzeme mühendisi gözünden bakıldığında, mühendislik disiplini olmasa da, gelecek mühendislik ilgi alanları bağlamında aşağıdakileri de eklemek mümkün:
- Metalurjik proseslerin endüstriyel ortaklaşma (simbiyoz) bağlamında tasarlanması ve kurulması,
- Başta alüminyum ve magnezyum olmak üzere hafif metallerin birincil ve ikincil kaynaklardan üretimi ve üretim sırasında oluşan atık ve yarı ürünlerin değerlendirilmesi (“sıfır atık” hedefi),
- İkincil üretime uygun (recycle friendly) malzeme ve ürün tasarımı,
- Daha hafif taşıt üretimi,
- Metalik minerallerden gübre üretimi,
- Enerji ve elektronik endüstrisi için önem taşıyan nadir toprak elementlerinin ikincil üretimi sayılabilir.
Kaynaklar:
1. Erdal Musoğlu, 21. Yüzyılın Mühendislerini Neler Bekliyor? - Bilim ve Teknoloji Dünyasına Bir Yolculuk: Geleceğimiz Nasıl Şekilleniyor?, HBT Akademi e-kitapları 2
2. National Academy of Engineering of the National Academies, Grand Challenges for Engineering, www.engineeringchallenges.org
3. Kirsten hund, Daniele La Porta, Thao P. Fabregas, Tim Laing, John Dreaxhage, Minerals for Climate Action: The Mineral Intensity of the Clean Energy Transition, Intenrational Bank for Reconstruction and Development, The Worldbank 2020
4. Ahmet Haşim Köse, Ahmet Öncü, Kapitalizm, İnsanlik ve Mühendislik, Türkiyede Mühendis Mimarlar-3, TMMOB, 2000
5. Serdal Bahçe , İşçileşme ve Mühendisin Oasisi, EMO Dergisi, Temmuz 2017
6. Gamze Yücesan Özdemir, Fırtınadaki Arı, İmge Yayınları, 2020
7. Pınar Ülgen / Doğu-Batı Arasında Teknoloji Transferi (Geç Ortaçağlar) / Arkeoloji ve Sanat Yayınları / 2.baskı/ 2016
8. Prof.Dr. Hasan Mandal, Teknoloji Odaklı Ekosistemde Küresel Mühendislik Eğitimi, ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği 50. Yıl Sempozyumu, 2016.
Giriş Alüminyuma olan talebin giderek artacağına şüphe yok. Özellikle sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için daha çok ama daha yeşil ya da düşü DEVAMI...
Uluslararası Alüminyumcular Birliği (International Alumininum Association, IAI) küresel alüminyum sektörüne hedef olarak koyduğu 2050 yılında sıfır karbon salınımı bağlamınd DEVAMI...
Giriş Niyetine – Fabrika Ayalarına Dönmek Bilimsel çalışma salt “insan odaklı” değildir. Yani içinde insan olsun ya da olmasın, doğada ve evrende olan biten DEVAMI...
Giriş Charles Dickens, 1859 yılında yazdığı “İki Şehrin Hikayesi” adlı romanında, Sanayi Devrimi’ni ve bu süreçte yaşadıklarını şu çarpıcı cümlelerle betimler DEVAMI...
Mühendislik: Bilinenden Daha Fazlası Üniversite giriş sınavı sonrası -biz her ne kadar mesleğimizin itibar kaybettiğini gözlemlesek de- meslek seçimi arefesindeki gen& DEVAMI...
Giriş Bütün alüminyum işleyen işletmelerde, son yılların eğilimi olabildiğince fazla hurda ya da daha genel bir deyişle ikincil malzeme kullanmak ve böylece karbon ayak izini d&uum DEVAMI...
Temelde cevherden ya da hurdadan metal kazanımı (ekstraksiyonu) aynı rotayı izleyen prosesler. Birincil üretimde madencilik proseslerine, ikincil üretimde hurda toplama, cevher zenginleşti DEVAMI...
Halimiz Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) hazırladığı “1,5°C Küresel Isınma Özel Raporu’na” göre; - İnsanlar, dünya DEVAMI...
Magnezyum Üretim Yöntemleri Dünyanın en büyük magnezyum üreticisi ve ihracatçısı Çin’dir. Çin, 800 000 ton’dan fazla yıllık birincil magn DEVAMI...
Giriş Geçtiğimiz aylarda Magnezyum ve Silisyum fiyatlarındaki öngörülemez artış, alüminyum sektörünün önemli gündemlerinden birisini oluşturdu. Ar DEVAMI...
Giriş Skandiyum, nadir toprak elementleri içerisinde yer alan ilginç bir element. Nadir toprak elementlerini oluşturan ana element grubu Lantanitler (atom numaraları 57’den 71&rsqu DEVAMI...
Türkiye’de yönetim kalitesi kültürünün yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi amacıyla faaliyetlerini sürdüren Türkiye Kalite Derneği (KalDer), ülk DEVAMI...
Hassas silindirik taşlama makineleri konusunda uzmanlaşmış İsviçreli teknoloji şirketi, zorlu jeopolitik duruma rağmen küresel pazardaki konumunu güçlendirmeyi, yenilikçi yeni ürünlerle portföy&uu DEVAMI...
İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) tarafından hazırlanan “TR-METALENDEKS Türkiye Metal Sanayi İhracat Endeksi”nin 2025 yılı Aralık ayı sonuçları açıklandı. Kasım ayında yaş DEVAMI...
Türkiye’nin Kalite Yolculuğu Başkent Ankara’da Yeni Bir Dönemle Devam Ediyor. Türkiye’nin üretim kalitesi ve endüstriyel üretim süreçlerine odaklanan Kalite Ankara’26, DEVAMI...
Küresel rekabetin, yükselen maliyetlerin ve yapay zekânın da etkisiyle, endüstri tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu yıl 20-24 Nisan tarihleri arasında Hannover’de 79’uncu kez DEVAMI...
6 – 8 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul’da ICC Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Türkiye’nin önde gelen İş Güvenliği ve Sağlığı Fuarı TOS+H Expo 2026, iş güvenliği alanında bilgi paylaşımı, de DEVAMI...
Türkiye’den üniversite öğrencileri, ambalaj tasarımının küresel ölçekte en prestijli iki organizasyonu olan WorldStar STUDENT 2026 ve AsiaStar 2025 yarışmalarında elde ettikleri derecelerle, Türkiye DEVAMI...
Küresel risklerin sertleştiği, yapay zekâ odaklı üretimin hızlandığı yeni dönemde makine sektörü köklü bir dönüşümden geçiyor. Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED), rekabet &u DEVAMI...
Fronius Artis, birçok kaynak uzmanının günlük işlerinde güvenilir yol arkadaşı. Yeni Artis 300, daha fazla güç, kullanım kolaylığı ve dünya çapında kullanım için genişletilmiş XT versiyonu DEVAMI...
Dünyanın önde gelen otomotiv satış sonrası endüstrisi fuarı Automechanika Istanbul, çeyrek asırlık başarısını Divan Kuruçeşme’de gerçekleşen, sektörün “En İnovatif, En Köklü DEVAMI...

