Restart Under Pressure: Many Suppliers are Looking For Alternatives to The Automotive Market*
EUROGUSS 365 Editörleri - euroguss365@nuernbergmesse.de
FTI-Andersch yönetim danışmanlığı şirketinin yaptırdığı yeni Allensbach araştırması, sektörlerindeki yapısal değişimden etkilenen Alman otomotiv tedarikçilerinin neredeyse yüzde 80’inin artık geleneksel sektörlerinin dışında iş fırsatları aradığını gösteriyor. Araştırma, yapısal değişimin birçok kişinin sandığından daha ileri düzeyde olduğunu ve şirketleri stratejik kararlar almaya zorladığını ortaya koyuyor.
Otomotiv üretiminin ötesinde yeni sektörlere erişim, tıp teknolojisi, enerji sektörü ve havacılık alanlarında bulunabilir.
Almanya’daki otomotiv tedarik sanayisi ve dolayısıyla döküm sektörü, temel bir değişimle karşı karşıya. “Alman Ekonomik Nabzı 2025 – Alman Sanayisinin Durumu” başlıklı çalışma, sektörün ne kadar baskı altında olduğunu açıkça gösteriyor. Otomotiv sektörüne tedarik sağlayan 47 şirket de dahil olmak üzere toplam 169 sanayi şirketiyle görüşme yapıldı. Bu şirketler için yapısal değişim uzun zamandır somut sonuçlar doğuruyor: azalan satışlar, değişen müşteri yapıları ve yeni pazarlara girme ihtiyacı.
Yanma endüstrisindeki düşüş ve bunun doğrudan sonuçları
Bu çalışma, 2025 yazının sonlarında yapılan telefon anketlerine dayanmaktadır. FTI-Andersch, sektördeki genel havayı ve öncelikleri anlamak için bu anketleri yaptırmaktadır. Otomotiv tedarikçileri için mevcut anket net bir tablo ortaya koymaktadır: yapısal değişim sektörü geniş çapta, derinden ve eş zamanlı olarak etkilemektedir.
Mevcut belirsizliğin temel nedenlerinden biri, içten yanmalı motorlu araç pazarındaki küresel düşüştür. Ankete katılan tedarikçilerin %64’ü doğrudan etkilendiklerini belirtiyor. Birçok şirket zaten harekete geçti. Yarısından fazlası (%54) üretimi başka yere taşıdı veya taşımayı planlıyor, %52’si ise geleceğin teknolojilerine aktif olarak yatırım yapıyor. Çalışma, bu değişimin geçici bir aşama olarak değil, uzun vadeli düzenlemeler gerektiren yapısal bir değişim olarak görüldüğünü açıkça ortaya koyuyor.
Çeşitlendirme bir hayatta kalma stratejisi olarak
Stratejik alternatiflerle ilgili soruya verilen yanıt özellikle dikkat çekici: Değişimden doğrudan etkilenen tedarikçilerin %79’u artık işlerini diğer sektörlere de odaklıyor. En sık belirtilenler ise savunma (%25), enerji (%16), havacılık, tıp teknolojisi ve demiryolu (%9’ar).
FTI-Andersch’in Genel Müdürü ve Ortağı Ralf Winzer, sonuçları değerlendirirken, “Derin bir yapısal değişim yaşıyoruz” diyor. Winzer, yeniden yapılanma, iş dönüşümü ve işlemlerden sorumlu olup, uzun yıllardır orta ölçekli sanayi şirketlerinde dönüşüm süreçlerini destekliyor. “Birçok otomotiv tedarikçisi, kendi sektörlerinde yeterli gelecek görmedikleri için yeni sektörlere yöneliyor.”
Winzer’e göre bu, fırsattan kaynaklanan bir gelişme değil: ‘Bu alanlarda tedarikçiler mevcut güçlü yönlerinden yararlanabilirler: hassasiyet, kalite güvencesi ve düzenleyici deneyim. Ancak bu kolay bir yol değil: yeni onay prosedürleri, farklı ürün döngüleri ve alışılmadık müşteri beklentileri birçok şirkete operasyonel ve kültürel engeller çıkarıyor. Yine de bu adımı atanlar genellikle bunu kolaylık olsun diye değil, zorunluluktan yapıyorlar.’
Çin’den gelen rekabet – pasif kalmak bir seçenek değil.
Yapısal değişime paralel olarak, Çinli OEM’lerden gelen rekabet baskısı da artıyor. Çalışma net bir tablo ortaya koyuyor: Otomotiv tedarikçilerinin %83’ü Çinli üreticilerle iş birliğini en azından zor, %47’si ise ‘çok zor’ olarak değerlendiriyor. Tedarikçilerin sadece dörtte biri Çin’de aktif olarak satış yapıları kuruyor ve daha da azı Çinli OEM’ler için özel olarak ürün uyarlıyor.
Winzer bu gelişmenin stratejik önemini vurguluyor: ‘Birçok tedarikçi şu anda Çinli OEM’lerin pazara girişini öncelikle bir tehdit olarak görüyor, bir fırsat olarak değil. Ve bu anlaşılabilir bir durum: Yeni rakipler beraberlerinde iyi kurulmuş tedarik ağları ve önemli maliyet avantajları getiriyorlar.’ Aynı zamanda pasifliğe karşı da uyarıda bulunuyor: ‘Çinli OEM’ler, özellikle elektrikli mobilite alanında küresel pazarda belirleyici bir etkiye sahip olacaklar. Bugün bu pazara bağlanmaya çalışmayanlar birkaç yıl içinde tamamen geride kalacaklar.’
Yapay zekânın tereddütlü kullanımı
Bir diğer odak noktası ise teknolojik uyarlamalar. Tedarikçilerin %89’u yapay zeka uygulamalarını kullanıyor olsa da, bunlar ağırlıklı olarak metin, görüntü veya sunum oluşturma gibi üretken araçlar alanında kullanılıyor. Üretimle ilgili özel uygulamalar söz konusu olduğunda ise bir isteksizlik var: Kalite güvencesinde yapay zekayı kullananların oranı sadece %51, öngörücü bakımda ise sadece %32.
Bu rakamlar bir tutarsızlığı ortaya koyuyor: Üretken yapay zeka, günlük idari görevleri basitleştirmenin bir aracı olarak zaten yerleşmişken, katma değer yaratan süreçlerdeki kullanımı potansiyelinin gerisinde kalıyor. Bu, faaliyetlerinin özünde verimlilik, hassasiyet ve süreç güvenilirliğini birleştiren bir sektör için dikkat çekici bir durum.
Finansal ve yapısal yükler
Piyasa ve teknoloji sorunlarına ek olarak, finansal engeller de şirketler üzerinde baskı oluşturuyor. Ankete katılan diğer sektörlere kıyasla en yüksek rakam olan %28’i kredi erişiminde zorluk yaşadığını belirtiyor. Aynı zamanda, orijinal ekipman üreticileri (OEM’ler) arasında iç kaynak kullanımına doğru artan bir eğilim var: Tedarikçilerin %17’si zaten bu durumdan etkileniyor ve %38’i de gelecekte bu gelişmeyi bekliyor. Birçok şirket için bu, çifte yük anlamına geliyor: piyasada yapısal değişim ve aynı zamanda mevcut müşterilerden sipariş kaybetme riski.
Geleneksel olarak otomotiv yapısal ağacına yakından bağlı iş modellerine sahip dökümhaneler ve tedarikçileri için bu çalışma iki önemli sonuç doğurmaktadır: Birincisi, klasik içten yanmalı motor pazarındaki sürekli düşüşü teyit etmektedir. İkincisi, tedarikçilerin genişlediği birçok sektörün de döküm yoğun yapısal bileşenlere ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Tıp teknolojisi, enerji sektörü, havacılık veya demiryolu taşımacılığı gibi alanlarda, otomotiv döngülerinden ve gereksinimlerinden önemli ölçüde farklılık gösteren yeni uygulama alanları ortaya çıkmaktadır. Bu durum, özel gereksinimler doğru bir şekilde anlaşılırsa, sektör için yeni fırsatlar yaratmaktadır.
Uluslararası danışmanlık grubu
FTI-Andersch, yeniden yapılandırma, dönüşüm ve işlemler konusunda uzmanlaşmış bir yönetim danışmanlığı şirketidir ve uluslararası FTI Consulting Group’un bir parçasıdır. Şirket, orta ölçekli sanayi şirketlerine ve özel durumlardaki kurumsal firmalara destek vermekte ve Alman sanayisinin ruh halini ve stratejik önceliklerini yansıtan sektörel araştırmalar üretmektedir.

